

Artikülasyon (Sesletim) Bozukluğu ve Fonolojik (Sesbilgisel) Bozukluk
Çocuğum bebeksi konuşuyor, hala ne dediği anlaşılmıyor… Çocuğumu babası bile anlamıyor… Çocuğum, dediği anlaşılmadığında çok sinirleniyor… Eyvah! Seneye de 1. Sınıfa başlayacak ne yapacağız?… vb. cümleler kurduğunuzu duyar gibiyim. Ebeveynlerin birçoğu çocuklarının neden bu şekilde olduklarını sorgular. Anaokuluna/kreşe giden akranlarıyla, çevresinde yaşıtları olan akraba, arkadaş, komşu çocuklarıyla kıyaslarlar. Benim çocuğum neden hala kapı yerine tapı diyor… diye endişe duyarlar. Bu durum yaşamının ilk yıllarında sevimli gelebilir ancak yaşı ilerledikçe düzelmesini bekleriz.
Peki ya düzelmezse?
Artikülasyon (sesletim) bozukluğu ve/veya fonolojik (sesbilgisel) bozukluk adını verdiğimiz konuşma sesi bozukluklarıyla karşılaşırız. Artikülasyon (sesletim) bozukluğu kısaca çocuğun konuşma seslerini (p, k, t, s, r vb.) üretememesi veya hatalı üretmesi durumudur. Çocukta tutarlı hatalar gözlenir. Örneğin, çocuğunuzun k sesini üretemeyip kedi yerine tedi, kalem yerine talem demesi gibi. Fonolojik (sesbilgisel) bozukluk ise çocuğun edindiği konuşma seslerini dil bilgisel olarak doğru kullanamamasıdır. Birden fazla sesi etkileyen daha tutarsız hataların gözlendiği bir durumdur. Fonolojik (sesbilgisel) bozuklukta çocuklar daha az anlaşılır bir konuşma sergilerler. Örneğin f sesini üretebildiği halde telefon yerine telepon kimi zaman teleton demesi gibi…
Artikülasyon ve fonolojik bozuklukların nedeni nedir?
Nörolojik hasar, işitme kaybı, kas zayıflığı veya dudak-damak yarıklığı gibi yapısal bir nedenden kaynaklanmayan ancak nedeni de hala tam olarak bilinmeyen bozukluklardır.
Nedenine ilişkin birtakım risk faktörleri mevcuttur:
-Aile öyküsü. Aile bireylerinden herhangi birinde bulunan/bulunmuş dil veya konuşma bozukluğu öyküsü.
-Erken doğum, düşük doğum ağırlığı.
-Sık geçirilen orta kulak iltihabı.
-Cinsiyet. Konuşma sesi bozuklarının görülme sıklığı erkeklerde daha yüksektir.
Peki çocuğumuzun konuşmasından ne zaman endişe duymalıyız?
Çocuklarda konuşma seslerinin edinimi belli bir gelişimsel sırayı takip etmektedir. 2 yaşında bir çocuğun r sesini söyleyememesi problem değildir. Çocuklarda ilk edinilen sesler genellikle b, p, d, m, n olmakla beraber l, z, h, r gibi sesleri daha geç edinmelerini bekleriz. Türk çocuklarında 4 yaşına gelindiğinde tüm sesleri (%90) edindiği görülmektedir (Topbaş, 2005). Özetle çocuğunuzun 4 yaşına geldiğinde neredeyse %100 anlaşılır olmasını bekleriz.
Çocuğunuzun anlaşılırlığından endişeleniyorsanız, 4-5 yaşlarına geldiği halde çoğu sesi üretmekte sıkıntı yaşıyor ya da çok az anlaşılır olduğunu düşünüyorsanız muhakkak bir dil ve konuşma terapistine başvurmanızı öneririm. Bir dil ve konuşma terapistinin yapacağı değerlendirme çocuğunuzun terapiye ihtiyacı olup olmadığını öğrenmeniz bakımından oldukça önemlidir.
Çocuklar kimi zaman konuşmalarındaki bozukluklar yüzünden sosyal problemler yaşarlar. Yaşadıkları konuşma bozuklukları ilkokula kadar devam ettiğinde birtakım akademik sıkıntıları da beraberinde getirebilmektedir. Örneğin okuma-yazmada yaşayacağı sıkıntılar gibi. Bu sebeple geç kalınmadan bir dil ve konuşma terapistine başvurmakta fayda vardır.
Kaynakça
Topbaş, S. (2011). Dil ve kavram gelişimi. Ankara: Kök Yayıncılık.